Akıllı kalem bankada kullanılacak

13 Şubat 2011 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

Akıllı kalem bankada kullanılacak

Ayfer Yıldız’ın haberi

‘Akıllı kalem’i İsveç’ten Türkiye’ye ithal eden Softaktif firmasının Genel Müdür Yardımcısı Mesut Tomruk, bir bankayla anlaştıklarını, ancak şu anda bankanın adını veremeyeceğini söyledi.

DEİK/Türk-İsveç İş Konseyi başkanlığında, Türkiye Bilişim Vakfı ve TÜBİSAD’ın katkılarıyla 8-10 Şubat tarihleri arasında İsveç’te düzenlenen “Türkiye-İsveç ICT Forum”da Türk firmaları, İsveçli firmalarla işbirliği imkanlarını değerlendirdi.

Toplantıda cep telefonlarına kablosuz şarj üreten bir firmayla da görüşmeler yaptıklarını kaydeden Mesut Tomruk, İsveç’ten ‘akıllı kalem’ ithal etmeye başladıklarını ve hangi bankayla çalışacaklarını önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını kaydetti. Tomruk şunları söyledi: “Akıllı kalemle, kağıt üzerinde yapılan işlemlerin bilgisayara aktarılması sağlanacak. Örneğin, müşteri evinde ve banka çalışanı kredi kartı sözleşmesi yaptı. Akıllı kalemle bunu bankaya iletebilecek. Bu konudaki çalışmaları grup şirketimiz Aktif İleti yapacak” diye konuştu.

Bu arada forumda konuşan İsveç Dış İlişkiler Bakanlığı Ticaret Genel Direktörü Anders Ahnlid, 2015 yılına kadar İsveç’in ihcatının iki katına çıkarılmasının hedeflendiğini belirterek, “Türkiye etrafındaki ticaret ağları İsveç’in ilgisini çekiyor” dedi.

kullanDEİK/Türk-İsveç İş Konseyi Başkan Yardımcısı Yılmaz Çakır da, Türkiye’den 30’a yakın Türk firmasının geldiğini, haziran ayında ise İsveç Dış Ticaret Bakanı’nın Türkiye ziyaretiyle bu toplantının devamının gerçekleştirileceğini kaydetti.

Türkiye’nin İsveç’e 1 milyar dolarlık ihracatı, 1.3 milyar dolarlık da ithalatı bulunduğunu kaydeden Çakır, “İsveç’ten Türkiye’ye yılda 400 bin turist geliyor. İsveç için bu rakam bir numaralı destinasyon. Türkiye’nin İsveç’e yaptığı ihracat 1.8 milyar dolara, ithalat da 2 milyar dolara çıkabilir. Bu potansiyel var. İsveç’teki sanayi kuruluşları Çin yerine Türkiye’ye yatırım yapmalı” diye konuştu.

Toplantıya Türkiye’den Alcatel-Lucent, Türk Telekom, Ericsson Türkiye, Smartsoft, Yatırım Ajansı ve TÜBİSAD temsilcilerinin de olduğu 30’a yakın şirket katıldı.

50 adet A4 kâğıda sığacak kadar yazı kaydediyor

Görüntüsü bir tükenmez kalem gibi olan ‘akıllı kalem’ diğer adıyla ‘dijital kalem’ özel kağıt üzerine yazılan el yazısının bilgisayar ortamına aktarılmasını sağlıyor.

‘Akıllı kalem’le yazılan yazılar 50 adet A4 kağıdına sığacak kadar el yazısını depolayabiliyor. Her kalemin bir kimliği olduğu için hangi yazının hangi kalemden bilgisayara aktarıldığı bilinebiliyor. Yazılar, bluetooth aracılığıyla bilgisayara aktarılıyor.

MİLLİYET

Nokia ve Microsoft işbirliğinin ilk telefonu

13 Şubat 2011 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

Nokia ve Microsoft işbirliğinin ilk telefonu

Akıllı telefon pazarında bir türlü istediği noktaya gelemeyen Nokia, uzun süredir kullandığı Symbian‘dan vazgeçerek Windows Phone 7 kullanacağını açıkladı. (Nokia, WP7′ye Geçiyor)

Bu açıklamanın ardından, Nokia‘nın  yeni modellerinin nasıl olacağı merak edilmeye başlandı. Engadget adlı sitenin ele geçirdiği görüntüler ise bu merakın kısa sürmesini sağladı.

Windows Phone 7’li ilk Nokia’nın bu şekilde olacağı iddia ediliyor

İlk Model

Yayınlanan görüntülerdeki cihazın henüz daha bir konsept tasarım olduğu belirtilse de piyasaya sürülecek ilk modelin büyük ölçüde buna benzeyeceği söyleniyor.

Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net‘in üç farklı renkte görülen cihazın ön kısmında WP7 kullanan telefonlarda bulunan üç adet tuş yer alıyor. Ürünün tasarımının da N8 ile C7 modelleri arasında bir tasarım olduğu göze çarpıyor.

Görüntüsü yayınlanan bu ürünün adının ne olacağı ya da ne zaman piyasaya çıkacağı ve donanım özellikleri hakkında ise pek bir şey bilinmiyor.

Nokia’nın Windows Phone 7′li modelini beğendiniz mi?

(ShiftDelete.Net ) 

ABD uzayda yenilgiyi resmen kabul etti

13 Şubat 2011 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

ABD uzayda yenilgiyi resmen kabul etti

Müfit Yılmaz Gökmen’in haberi

ABD Savunma Bakanlığı, 4 Şubat’ta ülke tarihinin ilk Ulusal Güvelik Uzay Stratejisi’ni (NSSS) yayımladı. Son yıllarda rekabetteki üstünlüğünü giderek artan şekilde kaybetmeye başlayan ABD, 10 yıl boyunca uygulanacak strateji kapsamında küresel uzay ve havacılık sanayinde yeni bir denge kurmaya çalışacak.

Uzay sistemlerinin ortak üretilmesi ve güvenliğinin sağlanmasını öngören NSSS aynı zamanda, Soğuk Savaş’tan beri ABD’nin uzaydaki egemenliğinin ortadan kalktığını da gösteren ilk işaret.

Uygulanmak istenen stratejinin başlıca hedefi, ABD’nin uzaydaki uydularını ve yeni projelerinin geleceğini korumak. Bu amaç altında, ABD küresel alanda eşine az rastlanır bir işbirliği içine girecek ve projelerin maliyetini azaltırken, düşmanlarına karşı caydırıcı bir ittifak oluşturacak.

Sadece ABD ve Sovyet Rusya’nın uzayda var olmayı sağlayacak teknoloji ve sanayi altyapısına sahip olduğu Soğuk Savaş yıllarının aksine, 21’inci yüzyılın başlamasıyla birçok ülke uzay teknolojisinde büyük atılımlar yaptı. Dünya, küresel ekonominin, ulusal güvenliğin, uluslararası ilişkilerin geliştirilmesi ve bilimsel keşif ile araştırmalar yapma tarafında uzay sistemlerinin ne kadar önemli olduğunu fark etti.

Ancak, ABD’nin işbirliğini artırması öngörülen NATO üyesi müttefiklerinin yanı sıra, düşmanları da uzay teknolojisinde hızla gelişim gösterdi. Dahası, ABD’nin uzaydaki egemenliği temsil eden en önemli unsur olan uydu üretimi alanındaki öncülüğü son 10 yılda ortadan kalktı. ABD, 1997 yılında uzaya fırlatılan uyduların üçte ikisini üretiyordu. 2008’de bu oran üçte bire geriledi.

Bugün, 11 ülke uzaya uydu yollayabilecekleri toplam 22 ateşleme tesisine sahip. Altmıştan fazla ülke, kurdukları konsorsiyumlarla uzaya uydu yolluyor.

Çok sayıda ülkenin uzaya uydu göndermesi, NSSS projesini son derece ‘kirli bir ortama’ ayak uydurmaya zorluyor. Uzayda 1,100’den fazla uydu ve onları tehdit edecek büyüklükte 21 binden fazla enkaz parçası bulunuyor. Tek bir enkaz parçası, bir uydunun tamamen devre dışı kalmasına yol açabiliyor.

ABD RÜYADAN UYANDI

ABD’nin en büyük endişesi, dünyanın dört bir yanında olup bitenleri takip etmesine ve iletişimini sağlamasına olanak tanıyan uydularının düşmanlarının yeni hedefi haline gelmesi.

Çin, 2007 yılında karadan gönderdiği bir balistik füzeyle kendisine ait bir meteoroloji uydusunu vurduğunda, ABD’nin askeri operasyonları için çok büyük önem taşıyan uzay sistemlerini de tehdit edebilecek kapasiteye sahip olduğunu gösterdi. Uydudan geriye kalan enkaz, geçtiğimiz yıl Uluslararası Uzay İstasyonu’nu yörüngesini değiştirmeye zorladı.

Öte yandan, İran dahil bazı ülkeler, uydulara yönelik lazer ve frekans bozucu saldırılar düzenleyebilecek teknolojye erişti. Böylece, ABD verdiği hasar yüksek ancak içerdiği risk düşük olan stratejilere karşı savunmasız kaldı.

Uyduların düşmanları tarafından etkisiz hale getirilmesi, Dünya’da kimsenin ruhunun bile duymayacağı bu tür bir olaya karşı ABD’nin politik ve diplomatik alanda destek görmesini son derece zorlaştırabilir. Bu aşamada NSSS, ABD’nin kanıtlaması bile neredeyse mümkün olmayacak bir saldırıyı önlemek için öne süreceği koz olacak.

NSSS NE GETİRECEK?

ABD, uyduların çarpışmasını önlemek, yörüngedeki cisimlerin tespit edilmesini sağlayan sistemler geliştirmek ve uydu operatörleri arasında veri paylaşımı için uluslararası alanda işbirliği başlatacak. Secure World Foundation adlı düşünce kuruluşundan Brian Weeden’e göre, Washington, uydu operatörleri ve devletlerarası istihbarat ile bilgi paylaşımı yapmaya başladı bile.

Bir diğer dikkat çekilecek alan ise uzay sistemleri ihracatının kontrolü olacak. Böylece düşmanın en önemli bilgilere ulaşması engellenecek. Devlet için çok büyük, bir o kadar fazla zaman alan ve karmaşık üretim sistemine sahip projeler üreten ABD şirketleri, artık yabancı ortaklarıyla çalışacak.

Öte yandan, ulusal uzay programının eski başkanı Peter Marquez, NSSS projesiyle, “ABD’nin çok ciddi bir sorun yaşadığını” ve acilen uzay-havacılık şirketlerine yardımcı olunması için adımlar atılması gerektiğinin ortaya konduğunu belirtti. Marquez’e göre teknoloji ihracatının denetim altına alınması ABD uzay sanayisinin yenilikçiliğini öldürecek ve gelirleri azaltacak.

ABD, işbirliğini artırırken, kendisine ve diğer ülkelere ait uyduları olabildiğince yakından takip etmesini sağlayacak sistemler üretecek. Hava Kuvvetleri, kısa bir süre önce ülkenin önde gelen savunma ve havacılık şirketlerinden Lockheed Martin’le “Space Fence” anlaşmasını yaptı. Yerde konuşlandırılmış radar sisteminden oluşan 107 milyon dolarlık proje, uzaydaki tüm cisimleri takip etme kapasitesine sahip olacak. Ayrıca, Boeing tarafından sadece yörüngedeki uyduları tespit edecek SBSS uydusu üretilecek.

‘BİR ŞEYLER YAPMAYA MECBURUZ’

ABD ulusal uzay politikası başkan yardımcısı Gregory Schulte, NSSS projesi açıklanmadan kısa bir süre önce, AFP haber ajansına Çin’in kendilerine uzayda büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

“Uzay artık ABD ve Sovyetler Birliği’ne ait bir alan değil” diyen Schulte, “Barışçı olmayan amaçlar için kullanılabilecek uzay sistemlerinden endişe duyuyoruz. Çin, bu tür sistemleri geliştirmesinden çekindiğimiz ülkelerin başında geliyor” dedi.

Schulte, geçmişte İran ve Etiyopya’nın lazer ve frekans bozucu saldırılar düzenlediklerine değinerek, “Eğer Etiyopya bir uyduya zarar verebiliyorsa, diğer ülkelerin askeri uydularımıza yapabileceklerini bir düşünün” dedi ve ekledi:

“15 yıl önce bu tür tehditler söz konusu değildi. Artık durum çok farklı. Uzayda yürütülen önemli faaliyetleri hedef almaları halinde elimizde alternatif bulundurmak zorundayız.”

www.hürriyet.com.tr 

Acıyı unutturan penguen oyunu

13 Şubat 2011 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

Acıyı unutturan penguen oyunu

Seattle kentinde Washington Üniversitesi Harborview Yanık Merkezi’den Profesör David Patterson ve Profesör Hunter Hoffman tarafından geliştirilen SnowWorld adlı simülasyonlu oyun, üç boyutlu buzlu bir kanyonda geçiyor.

Profesör Hoffman oyunun amacını, “hastanın dikkatini odaklayacağı ve bu şekilde ağrılarından kaçabileceği bir ortam” olarak açıklıyor.

Başlarına taktıkları özel bir kask ile tamamen bilgisayar oyununun dünyasına giren hastalar, taktıkları kulaklıklarla dış dünyanın seslerinden uzaklaştırılıyor.

Doktorlann ifadesiyle SnowWorld oyunu, “hasta ile gerçeklik arasına bir perde çekiyor.”

Sadece oyunu düşünüyorsun

Oyun, basit kurallar üzerine kurulu. Oyunu oynayan hasta, kardan adam, penguen, mamut veya eskimo evlerine kartopu fırlatıyor. Karşılığında üzerine atılan kartoplarından kaçmak zorunda.

Geçirdiği motorsiklet kazasında ikinci ve üçüncü derece yanıklar alan 23 yaşındaki Caleb Springer, SnowWorld oyununu oynayan hastalardan biri.

“Penguenlerden birini kartopuyla vurdun mu, donup kalıyor. İkinci kez vurdun mu, patlayıp yok oluyor. Bol aksiyonlu bir oyun, başka bir şey düşünmüyorsun” diyor.

Oyunu geliştiren doktorlar, kuralları gayet basit tutmuş. Normalde piyasada satılan bilgisayar oyunları, hastaların dikkatlerini toparlayamayacakları düzeyde karmaşık olduğu için tedaviye uygun değil.

Profesör Hoffman, yanık hastalarının hastanede gördükleri aletleri, bandajları ya da pansumana gelen hemşireleri çektikleri acının görsel sembolleri olarak algılamaya başladığını söylüyor.

Tedavi edildiği odadaki nesne ve insanları çektiği acı ile özdeşleştiren hastanın SnowWorld oyunu sayesinde farklı bir dünyaya girdiğini söyleyen doktorlar, bundan önce hastalara müzik dinleterek ya da film izleterek beyinlerini oyalamaya çalıştıklarını, fakat hiçbirinin bilgisayar oyunları kadar etkili olmadığını söylüyor.

Beyin taramalarında, bilgisayar oyununa dalan bir hastanın beyninde acı ve ağn sinyalleri veren bölgelerde faaliyet oranının yüzde 50′ye varan düzeyde düştüğü gözlenmiş.

Taraf

Facebooktaki genç kız avcısı yakalandı

20 Ekim 2010 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

Facebooktaki genç kız avcısı yakalandı

Sosyal paylaşım sitesi Facebookta tanıştığı Almanya’da yaşayan genç kızları foto model yapacağını söyleyerek Antalya’ya gelmelerini sağladıktan sonra bilgisayar, fotoğraf makinası ve cep telefonlarını çalan Ahmet Y. (28), İstanbul’da gözaltına alındı. Polis, Ahmet Y.nin firari olarak aranırken Antalya’dan kandırarak kaçırdığı 14 yaşındaki N.B.’yi de ailesine teslim etti. Alman televizyonlarında da haber olan Ahmet Y.’nin 30’un üzerinde Alman uyruklu kadını dolandırdığı iddia edildi.

Antalya-Almanya hattındaki dolandırıcılık olayı iddialara göre şöyle gelişti:Almanya’da doğup büyüyen 28 yaşındaki Ahmet Y., Antalya’nın Alanya ilçesine yerleşti. Reklam ajansı kurup işleten Ahmet Y., Almanya’da kurduğu internet sitesi aracılığı ile Facebookta tanıştığı kızlara 1500 Euro ücretle foto model olabileceklerini söyledi. Sözde eleme yapan Ahmet Y., seçilen kızlardan yanlarına yeni bir ipone telefon, diz üstü bilgisayar ve yeni bir fotoğraf makinası alarak Antalya’ya gelmelerini istedi. Tüm masrafları karşılayacağını söyleyen Ahmet Y., dolandıracağı Alman kızlara “Siz gidiş dönüş uçak biletlerinizi kendi paranızla alın. Ben burada size ödeme yapacağım” dedi.Model olma hayali ile yollara düşen Alman kızları havalimanında karşılayan ve otellerine yerleştiren Ahmet Y., daha sonra “Özel bir program yerleştireceğiz” diyerek kızların getirdiği fotoğraf makinası, cep telefonu ve bilgisayarları aldı ve ortadan kayboldu. Dolandırdığı kızlarla daha sonra Facebook üzerinden irtibat kuran Ahmet Y. onlara “Siz ülkenize dönün. Ben elektronik eşyalarınızı arkanızdan göndereceğim” dedi.Almanya’ya dönen 30 mağdur dolandırıldıklarını anlayınca polise müracaat etti. Bu olayın Alman televizyon kanalarında yayınlanmasının ardından Antalya’ya gelen Natalia Bohn ve Nina Hauck da Türk polisine müracaat etti.FİRARİ OLARAK ARANIRKEN KIZ KAÇIRMIŞDolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerinin aradığı sırada Ahmet Y.’nin Antalya’dan 14 yaşında bir kızı kandırarak kaçırdıktan sonra İstanbul’a getirdiği belirlendi. Ahmet Y.’nin dolandırıcılık olaylarında kullandığı sitesine foto model olmak isteyen genç kız gibi giren dedektifler onunla Kartal’da buluşmak üzere randevulaştı. Ancak buluşma yerinde polisi fark eden Ahmet Y. kaçtı. Bu sırada kaçırılan 14 yaşındaki N.B.’nin annesini arayarak “Kurtarın beni” telefonu üzerine, tekrar operasyon düzenlendi. Bu telefonun edildiği yeri belirleyen dedektifler, Tarabya’da bir eve baskın yaptı. Baskında Ahmet Y. gözaltına alındı. Evde zorla tutulan 14 yaşındaki N.B., e kurtarıldı.Yankesicilik Dolandırıcılık Büro Amirliğinde sorgulanan Ahmet Y.’nin dolandırdığı kızları daha sonradan arayarak “300 Euro verin eşyalarınızı geri vereyim” dediği öğrenildi. Ahmet Y. dolandırıcılık ve yaşı küçük kız kaçırmak suçlarından Sarıyer Adliyesine götürüldü.
 

Matematiği o sevdirecek

20 Ekim 2010 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

Matematiği o sevdirecek

“Fark Yaratanlar” öğrencilere matematiği sevdiren Ali Nesini ağırladı.

PROGRAMI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN / WEB TV
Sabancı Vakfının desteğiyle hayata geçen “Fark Yaratanlar”ın 14 Ekim Perşembe günü, saat 21:10da, CNN Türkte yayınlanan ikinci bölümünde, kurduğu Matematik köyünde, öğrencilere korkulu rüya matematiği sevdirmek için var gücüyle çalışan Ali Nesinin öyküsü ekrana geldi.   
Cüneyt Özdemirin sunumuyla CNN Türkte canlı olarak yayınlanan “Fark Yaratanlar” programı, hiç tanımadıkları insanların hayatlarına katkıda bulunan, onlar için fırsatlar yaratan; daha iyi yarınlar için mücadeleden vazgeçmeyen insanların hikayelerini ekrana taşımaya devam ediyor. Bu haftanın “Fark Yaratan”ı, öğrencilerin korkulu rüyası matematiği öğrencilere sevdirmek için “Matematik Köyü”nü kuran bir Matematik gönüllüsü, Ali Nesin.
1996 yılından bu yana Bilgi Üniversitesi Matematik Bölümü Başkanı olan Ali Nesin, matematiği sadece okul için öğrencilere sevdirmeye çalışmıyor; modelleme ve planlama, çıkarım yapma, sonuçları öngörme gibi becerileri beraberinde getiren matematiksel düşünce yetisini öğrencilere aşılıyor. Matematikte başarısız olmayı; sınav, ceza, sınıf geçememe gibi korkuyu tetikleyen etkenler ve televizyon, gürültü gibi dikkat dağıtıcı unsurlara bağlayan Nesin, İzmirin Şirince Köyünde tüm bu unsurlardan uzak olarak kurduğu 55 dönümlük Köyde matematiği öğrencilere sevdirerek fark yaratıyor.  Dar gelirli ailelerden gelen matematikte başarısız öğrenciler yaz aylarında Matematik Köyünde matematiğe son bir şans vermek için bir araya geliyorlar. Köyde; matematik yapma, öğrenme ve düşünmenin yanı sıra; tüm köy sahiplerinin köy işlerinden sorumlu olduğu bir ortamda öğrenciler imece usullüye yaşamayı öğreniyorlar. Ali Nesinin, öğrencilerin matematik problemini yenilikçi bir yaklaşımla çözmek için kurduğu köy, 2007 yılından bugüne kadar Türkiyenin farklı illerinden gelen 800den fazla öğrenciyi ağırlayarak matematiği sevdirdi.
Sıradışı kişilerin öyküleri her Perşembe ekrana taşınıyor
Birinci sezonda 54 ilden 500 aday gösterilen “Fark Yaratanlar” programın ikinci sezonu, CNN Türk ekranlarında her Perşembe saat 21:10da izleyiciyle buluşuyor. 32 hafta sürecek programda her hafta yeni bir Fark Yaratanın hikayesi yayınlanıyor. Sıradışı kişilerin olağanüstü etkilerini ekrana taşıyan program için, “Fark Yaratan” olduğunu düşünen ya da çevresindeki kişiler arasında “Fark Yaratan” olduğuna inananlar www.farkyaratanlar.org internet adresinden adaylık başvurusu yapabiliyor. Fark Yaratan seçme sürecine destek olan Danışma Kurulu, Ayşen Özyeğin, Korel Göymen, Osman Kavala, Temel Aksoy, Tosun Terzioğlu, Şelale Kadar, Zerrin Koyunsağan ve Zeynep Şimşekten oluşuyor.
 

Derin Yanardağ Bulundu

12 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Dünya, Teknoloji, Tüm Manşet

Dünyanın en derin yanardağı Cayman’da bulundu

Dünya’nın su altındaki en derin volkanik çukurunun, Cayman Adaları’nın açıklarında bulunduğu bildirildi.
Keşif gemisi RRS James Cook’daki uzmanlar, volkanik çukuru Karayip Denizi’nde Cayman Koyağı diye bilinen yerde, su yüzeyinin 5 kilometre altında bulduklarını belirttiler.
Çukurun derinliği ve izole durumda olması, yeni sualtı canlı türlerinin bulunması ümidini artırdı.
Deniz jeofizikçisi Maya Tolstoy, yeni bulunan çukurun şimdiye kadar bilinen en derindeki çukurdan 1 kilometre daha derin olduğunu söyledi

USB lere Dikkat

27 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Teknoloji, Tüm Manşet

Ocak ayında dünyada en yüksek karşılaşılan tehdidin yüzde 9,90 ile “Win32/Conficker” adlı solucan türü olduğunu açıkladı

Kişisel bilgilerden hesap numaralarına büyük bir veri hazinesi haline gelen sanal ortamda artık bilgisayarları çökerterek işlevsiz hale getiren virüsler yerine, söz konusu bilgileri kopyalayan casus yazılım solucanlar cirit atmaya başladı

Gelişen teknoloji sayesinde banka işlemlerinden alışverişe pek çok işlemin sanal ortamdan yapılması hayatı kolaylaştırırken, bir çok riski de beraberinde getiriyor. Suç şebekeleri artık, banka soymak yerine hesaplara ulaşmak için solucan denilen casus yazılımları kullanıyor. Söz konusu tehdide dikkat çeken, dünyanın en çok kullanılan antivirüs programlarından NOD32′yi geliştiren yazılım kuruluşu ESET, bilgisayarlara yönelik yeni yılın ilk Dünya Tehdit Raporu’nu yayınladı. ESET’in gelişmiş raporlama ve takip sistemi ThreatSense.Net® analizlerine göre Conficker, yeni yılda da liderliği kimseye bırakmadı.

Conficker, 2009 yılı boyunca zararlı yazılımlar arasında dünyada en yüksek tehdit olma özelliğini kimseye bırakmadı. Bu özelliğini 2010′a da taşıyan tehlikeli solucan, işletim sisteminde bulduğu açık sayesinde geçerli kullanıcı bilgilerine ihtiyaç duymadan sisteme girebiliyor. Conficker bir bilgisayarda çalıştırıldığında, Windows Otomatik Güncelleştirmeler, Windows Güvenlik Merkezi, Windows Defender ve Windows Hata Raporlama gibi sistem hizmetlerini devre dışı bırakıyor. Daha sonra, ek bir yazılım indirip kişisel bilgilere kötü amaçlı kişiler tarafından ulaşılmasını sağlıyor.

ESET, Conficker gibi tehditlerden korumak için sistem yamalarını güncel tutmak, Autorun yani “otomatik çalıştır” özelliğini devre dışı bırakmak ve paylaşılan klasörleri sınırlamak gibi bazı basit önlemler ile koruma sağlanabileceğini aktarıyor. ESET ayrıca NOD32 Antivirus 3.0 ve üstü sürümlerin bu virüsü tespit edip temizleyebildiklerini de bildiriyor.

JAVASCRİPTİ DEVRE DIŞI BIRAKIN!

En yüksek tehditler arasında yüzde 7,37 ile ocak ayının ikincisi olan INF/Autorun’ın sıralaması son üç aydır hafif düşüş içerisinde. Bu tehdit çok revaçta olan USB Flash Disk gibi çıkarılabilir aletlerden geliyor. “INF/Autorun” olarak tanımlanan ve kendilerini bu tür ürünlere kopyalayan zararlı yazılımlar, bilgisayarın otomatik olarak devreye girmesi nedeniyle bir anda sisteme yayılabiliyor.

Win32/PSW.OnLineGames da yüzde 6,23 ile üçüncü sırada. Bu türden Truva Atları, oyuncuları hedefleyen phishing saldırılarında kullanılıyor ve çoğunlukla oyunculara ait bilgileri çalabilmek için keylogging bazen de rootkit yetenekleri taşıyor. Çalınan bilgi genel olarak uzaktaki bir saldırganın makinesine yönlendiriliyor.

ThreatSense.Net Ocak ayı sıralamasının iki yeni üyesi var. Genellikle virüslü web sitelerinden bulaşan JS/TrojanDownloader.Agent (yüzde 0,90) sekizinci sırada. Bulaştığı makinelere penceresini kullanıcıdan gizleyerek yeni zararlı dosyalar indiriyor ve kullanıcının haberi bile olmadan bunları çalıştırıyor. Bu türden zararlı yazılımlar başka bir grup zararlı yazılımın indirme ve kurulum safhasını oluşturur.

ESET, bu tür tehditlere karşı kullanıcılara, JavaScripti devre dışı bırakmalarını tavsiye ediyor. Firefox kullanıcıları bu tip siteleri gezerken bulaşma ihtimalini en aza indirmek için NoScript eklentisini rahatlıkla kullanabilirler. Web yöneticileri, eğer mümkün ise sunucularına FTP erişimini sadece kendi bulundukları ülkeden erişilebilecek şekilde kısıtlayabilir ve bu tip saldırıları azaltabilirler