Nokia ve Microsoft işbirliğinin ilk telefonu

13 Şubat 2011 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

Nokia ve Microsoft işbirliğinin ilk telefonu

Akıllı telefon pazarında bir türlü istediği noktaya gelemeyen Nokia, uzun süredir kullandığı Symbian‘dan vazgeçerek Windows Phone 7 kullanacağını açıkladı. (Nokia, WP7′ye Geçiyor)

Bu açıklamanın ardından, Nokia‘nın  yeni modellerinin nasıl olacağı merak edilmeye başlandı. Engadget adlı sitenin ele geçirdiği görüntüler ise bu merakın kısa sürmesini sağladı.

Windows Phone 7’li ilk Nokia’nın bu şekilde olacağı iddia ediliyor

İlk Model

Yayınlanan görüntülerdeki cihazın henüz daha bir konsept tasarım olduğu belirtilse de piyasaya sürülecek ilk modelin büyük ölçüde buna benzeyeceği söyleniyor.

Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net‘in üç farklı renkte görülen cihazın ön kısmında WP7 kullanan telefonlarda bulunan üç adet tuş yer alıyor. Ürünün tasarımının da N8 ile C7 modelleri arasında bir tasarım olduğu göze çarpıyor.

Görüntüsü yayınlanan bu ürünün adının ne olacağı ya da ne zaman piyasaya çıkacağı ve donanım özellikleri hakkında ise pek bir şey bilinmiyor.

Nokia’nın Windows Phone 7′li modelini beğendiniz mi?

(ShiftDelete.Net ) 

Akıllı kalem bankada kullanılacak

13 Şubat 2011 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

Akıllı kalem bankada kullanılacak

Ayfer Yıldız’ın haberi

‘Akıllı kalem’i İsveç’ten Türkiye’ye ithal eden Softaktif firmasının Genel Müdür Yardımcısı Mesut Tomruk, bir bankayla anlaştıklarını, ancak şu anda bankanın adını veremeyeceğini söyledi.

DEİK/Türk-İsveç İş Konseyi başkanlığında, Türkiye Bilişim Vakfı ve TÜBİSAD’ın katkılarıyla 8-10 Şubat tarihleri arasında İsveç’te düzenlenen “Türkiye-İsveç ICT Forum”da Türk firmaları, İsveçli firmalarla işbirliği imkanlarını değerlendirdi.

Toplantıda cep telefonlarına kablosuz şarj üreten bir firmayla da görüşmeler yaptıklarını kaydeden Mesut Tomruk, İsveç’ten ‘akıllı kalem’ ithal etmeye başladıklarını ve hangi bankayla çalışacaklarını önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını kaydetti. Tomruk şunları söyledi: “Akıllı kalemle, kağıt üzerinde yapılan işlemlerin bilgisayara aktarılması sağlanacak. Örneğin, müşteri evinde ve banka çalışanı kredi kartı sözleşmesi yaptı. Akıllı kalemle bunu bankaya iletebilecek. Bu konudaki çalışmaları grup şirketimiz Aktif İleti yapacak” diye konuştu.

Bu arada forumda konuşan İsveç Dış İlişkiler Bakanlığı Ticaret Genel Direktörü Anders Ahnlid, 2015 yılına kadar İsveç’in ihcatının iki katına çıkarılmasının hedeflendiğini belirterek, “Türkiye etrafındaki ticaret ağları İsveç’in ilgisini çekiyor” dedi.

kullanDEİK/Türk-İsveç İş Konseyi Başkan Yardımcısı Yılmaz Çakır da, Türkiye’den 30’a yakın Türk firmasının geldiğini, haziran ayında ise İsveç Dış Ticaret Bakanı’nın Türkiye ziyaretiyle bu toplantının devamının gerçekleştirileceğini kaydetti.

Türkiye’nin İsveç’e 1 milyar dolarlık ihracatı, 1.3 milyar dolarlık da ithalatı bulunduğunu kaydeden Çakır, “İsveç’ten Türkiye’ye yılda 400 bin turist geliyor. İsveç için bu rakam bir numaralı destinasyon. Türkiye’nin İsveç’e yaptığı ihracat 1.8 milyar dolara, ithalat da 2 milyar dolara çıkabilir. Bu potansiyel var. İsveç’teki sanayi kuruluşları Çin yerine Türkiye’ye yatırım yapmalı” diye konuştu.

Toplantıya Türkiye’den Alcatel-Lucent, Türk Telekom, Ericsson Türkiye, Smartsoft, Yatırım Ajansı ve TÜBİSAD temsilcilerinin de olduğu 30’a yakın şirket katıldı.

50 adet A4 kâğıda sığacak kadar yazı kaydediyor

Görüntüsü bir tükenmez kalem gibi olan ‘akıllı kalem’ diğer adıyla ‘dijital kalem’ özel kağıt üzerine yazılan el yazısının bilgisayar ortamına aktarılmasını sağlıyor.

‘Akıllı kalem’le yazılan yazılar 50 adet A4 kağıdına sığacak kadar el yazısını depolayabiliyor. Her kalemin bir kimliği olduğu için hangi yazının hangi kalemden bilgisayara aktarıldığı bilinebiliyor. Yazılar, bluetooth aracılığıyla bilgisayara aktarılıyor.

MİLLİYET

Acıyı unutturan penguen oyunu

13 Şubat 2011 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

Acıyı unutturan penguen oyunu

Seattle kentinde Washington Üniversitesi Harborview Yanık Merkezi’den Profesör David Patterson ve Profesör Hunter Hoffman tarafından geliştirilen SnowWorld adlı simülasyonlu oyun, üç boyutlu buzlu bir kanyonda geçiyor.

Profesör Hoffman oyunun amacını, “hastanın dikkatini odaklayacağı ve bu şekilde ağrılarından kaçabileceği bir ortam” olarak açıklıyor.

Başlarına taktıkları özel bir kask ile tamamen bilgisayar oyununun dünyasına giren hastalar, taktıkları kulaklıklarla dış dünyanın seslerinden uzaklaştırılıyor.

Doktorlann ifadesiyle SnowWorld oyunu, “hasta ile gerçeklik arasına bir perde çekiyor.”

Sadece oyunu düşünüyorsun

Oyun, basit kurallar üzerine kurulu. Oyunu oynayan hasta, kardan adam, penguen, mamut veya eskimo evlerine kartopu fırlatıyor. Karşılığında üzerine atılan kartoplarından kaçmak zorunda.

Geçirdiği motorsiklet kazasında ikinci ve üçüncü derece yanıklar alan 23 yaşındaki Caleb Springer, SnowWorld oyununu oynayan hastalardan biri.

“Penguenlerden birini kartopuyla vurdun mu, donup kalıyor. İkinci kez vurdun mu, patlayıp yok oluyor. Bol aksiyonlu bir oyun, başka bir şey düşünmüyorsun” diyor.

Oyunu geliştiren doktorlar, kuralları gayet basit tutmuş. Normalde piyasada satılan bilgisayar oyunları, hastaların dikkatlerini toparlayamayacakları düzeyde karmaşık olduğu için tedaviye uygun değil.

Profesör Hoffman, yanık hastalarının hastanede gördükleri aletleri, bandajları ya da pansumana gelen hemşireleri çektikleri acının görsel sembolleri olarak algılamaya başladığını söylüyor.

Tedavi edildiği odadaki nesne ve insanları çektiği acı ile özdeşleştiren hastanın SnowWorld oyunu sayesinde farklı bir dünyaya girdiğini söyleyen doktorlar, bundan önce hastalara müzik dinleterek ya da film izleterek beyinlerini oyalamaya çalıştıklarını, fakat hiçbirinin bilgisayar oyunları kadar etkili olmadığını söylüyor.

Beyin taramalarında, bilgisayar oyununa dalan bir hastanın beyninde acı ve ağn sinyalleri veren bölgelerde faaliyet oranının yüzde 50′ye varan düzeyde düştüğü gözlenmiş.

Taraf

ABD uzayda yenilgiyi resmen kabul etti

13 Şubat 2011 Yazan admin  
Kategori Teknoloji

ABD uzayda yenilgiyi resmen kabul etti

Müfit Yılmaz Gökmen’in haberi

ABD Savunma Bakanlığı, 4 Şubat’ta ülke tarihinin ilk Ulusal Güvelik Uzay Stratejisi’ni (NSSS) yayımladı. Son yıllarda rekabetteki üstünlüğünü giderek artan şekilde kaybetmeye başlayan ABD, 10 yıl boyunca uygulanacak strateji kapsamında küresel uzay ve havacılık sanayinde yeni bir denge kurmaya çalışacak.

Uzay sistemlerinin ortak üretilmesi ve güvenliğinin sağlanmasını öngören NSSS aynı zamanda, Soğuk Savaş’tan beri ABD’nin uzaydaki egemenliğinin ortadan kalktığını da gösteren ilk işaret.

Uygulanmak istenen stratejinin başlıca hedefi, ABD’nin uzaydaki uydularını ve yeni projelerinin geleceğini korumak. Bu amaç altında, ABD küresel alanda eşine az rastlanır bir işbirliği içine girecek ve projelerin maliyetini azaltırken, düşmanlarına karşı caydırıcı bir ittifak oluşturacak.

Sadece ABD ve Sovyet Rusya’nın uzayda var olmayı sağlayacak teknoloji ve sanayi altyapısına sahip olduğu Soğuk Savaş yıllarının aksine, 21’inci yüzyılın başlamasıyla birçok ülke uzay teknolojisinde büyük atılımlar yaptı. Dünya, küresel ekonominin, ulusal güvenliğin, uluslararası ilişkilerin geliştirilmesi ve bilimsel keşif ile araştırmalar yapma tarafında uzay sistemlerinin ne kadar önemli olduğunu fark etti.

Ancak, ABD’nin işbirliğini artırması öngörülen NATO üyesi müttefiklerinin yanı sıra, düşmanları da uzay teknolojisinde hızla gelişim gösterdi. Dahası, ABD’nin uzaydaki egemenliği temsil eden en önemli unsur olan uydu üretimi alanındaki öncülüğü son 10 yılda ortadan kalktı. ABD, 1997 yılında uzaya fırlatılan uyduların üçte ikisini üretiyordu. 2008’de bu oran üçte bire geriledi.

Bugün, 11 ülke uzaya uydu yollayabilecekleri toplam 22 ateşleme tesisine sahip. Altmıştan fazla ülke, kurdukları konsorsiyumlarla uzaya uydu yolluyor.

Çok sayıda ülkenin uzaya uydu göndermesi, NSSS projesini son derece ‘kirli bir ortama’ ayak uydurmaya zorluyor. Uzayda 1,100’den fazla uydu ve onları tehdit edecek büyüklükte 21 binden fazla enkaz parçası bulunuyor. Tek bir enkaz parçası, bir uydunun tamamen devre dışı kalmasına yol açabiliyor.

ABD RÜYADAN UYANDI

ABD’nin en büyük endişesi, dünyanın dört bir yanında olup bitenleri takip etmesine ve iletişimini sağlamasına olanak tanıyan uydularının düşmanlarının yeni hedefi haline gelmesi.

Çin, 2007 yılında karadan gönderdiği bir balistik füzeyle kendisine ait bir meteoroloji uydusunu vurduğunda, ABD’nin askeri operasyonları için çok büyük önem taşıyan uzay sistemlerini de tehdit edebilecek kapasiteye sahip olduğunu gösterdi. Uydudan geriye kalan enkaz, geçtiğimiz yıl Uluslararası Uzay İstasyonu’nu yörüngesini değiştirmeye zorladı.

Öte yandan, İran dahil bazı ülkeler, uydulara yönelik lazer ve frekans bozucu saldırılar düzenleyebilecek teknolojye erişti. Böylece, ABD verdiği hasar yüksek ancak içerdiği risk düşük olan stratejilere karşı savunmasız kaldı.

Uyduların düşmanları tarafından etkisiz hale getirilmesi, Dünya’da kimsenin ruhunun bile duymayacağı bu tür bir olaya karşı ABD’nin politik ve diplomatik alanda destek görmesini son derece zorlaştırabilir. Bu aşamada NSSS, ABD’nin kanıtlaması bile neredeyse mümkün olmayacak bir saldırıyı önlemek için öne süreceği koz olacak.

NSSS NE GETİRECEK?

ABD, uyduların çarpışmasını önlemek, yörüngedeki cisimlerin tespit edilmesini sağlayan sistemler geliştirmek ve uydu operatörleri arasında veri paylaşımı için uluslararası alanda işbirliği başlatacak. Secure World Foundation adlı düşünce kuruluşundan Brian Weeden’e göre, Washington, uydu operatörleri ve devletlerarası istihbarat ile bilgi paylaşımı yapmaya başladı bile.

Bir diğer dikkat çekilecek alan ise uzay sistemleri ihracatının kontrolü olacak. Böylece düşmanın en önemli bilgilere ulaşması engellenecek. Devlet için çok büyük, bir o kadar fazla zaman alan ve karmaşık üretim sistemine sahip projeler üreten ABD şirketleri, artık yabancı ortaklarıyla çalışacak.

Öte yandan, ulusal uzay programının eski başkanı Peter Marquez, NSSS projesiyle, “ABD’nin çok ciddi bir sorun yaşadığını” ve acilen uzay-havacılık şirketlerine yardımcı olunması için adımlar atılması gerektiğinin ortaya konduğunu belirtti. Marquez’e göre teknoloji ihracatının denetim altına alınması ABD uzay sanayisinin yenilikçiliğini öldürecek ve gelirleri azaltacak.

ABD, işbirliğini artırırken, kendisine ve diğer ülkelere ait uyduları olabildiğince yakından takip etmesini sağlayacak sistemler üretecek. Hava Kuvvetleri, kısa bir süre önce ülkenin önde gelen savunma ve havacılık şirketlerinden Lockheed Martin’le “Space Fence” anlaşmasını yaptı. Yerde konuşlandırılmış radar sisteminden oluşan 107 milyon dolarlık proje, uzaydaki tüm cisimleri takip etme kapasitesine sahip olacak. Ayrıca, Boeing tarafından sadece yörüngedeki uyduları tespit edecek SBSS uydusu üretilecek.

‘BİR ŞEYLER YAPMAYA MECBURUZ’

ABD ulusal uzay politikası başkan yardımcısı Gregory Schulte, NSSS projesi açıklanmadan kısa bir süre önce, AFP haber ajansına Çin’in kendilerine uzayda büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

“Uzay artık ABD ve Sovyetler Birliği’ne ait bir alan değil” diyen Schulte, “Barışçı olmayan amaçlar için kullanılabilecek uzay sistemlerinden endişe duyuyoruz. Çin, bu tür sistemleri geliştirmesinden çekindiğimiz ülkelerin başında geliyor” dedi.

Schulte, geçmişte İran ve Etiyopya’nın lazer ve frekans bozucu saldırılar düzenlediklerine değinerek, “Eğer Etiyopya bir uyduya zarar verebiliyorsa, diğer ülkelerin askeri uydularımıza yapabileceklerini bir düşünün” dedi ve ekledi:

“15 yıl önce bu tür tehditler söz konusu değildi. Artık durum çok farklı. Uzayda yürütülen önemli faaliyetleri hedef almaları halinde elimizde alternatif bulundurmak zorundayız.”

www.hürriyet.com.tr