Karaca kardeşine veda etti

Uzun süredir kanser tedavisi gördüğü hastanede dün hayatını kaybeden Reyhan Karacanın kardeşi Fatih Karacanın (31) cenazesi bugün Şişli Camiinde kılınan öğle namazının ardından Feriköy mezarlığına defnedildi.
REYHAN KARACA GÜÇLÜKLE AYAKTA DURDU (FOTO-GALERİ)
Ünlü sanatçı Reyhan Karacayı bu üzüntülü gününde sanat camiasından meslektaşları ve arkadaşları yalnız bırakmadı. Annesi Sevim Karaca ve kızkardeşi Lale Karaca ile taziyeleri kabul etti.
Ünlü şarkıcı kardeşinin tabutuna sarılarak uzun süre ağladı. Gülben Ergen, Bengü, Nükhet Duru, Yonca Evcimik, Çiğdem Tunç, Aşkın Nur Yengi, Burak Kut, Betül Demir, Soner Arıca, Metin- Eda Özülkü, Seba Tümer, Altay, Fulden Uras, Oğuz Kaya, Nadide Sultan, Murat Göğebakan, Garo Mafyan gibi sanat camiasından birçok isim bu zor gününde Karacayı yalnız bırakmadı.
40 yıl sonra dünya nasıl olacak?

ABDli ünlü düşünür ve gelecek bilimci Alvin Tofflerın tahminlerine göre, önümüzdeki 40 yıl içinde kadınlar şimdiye kadar benzeri görülmemiş biçimde iktidarda olacak, Batıya Müslüman göçü artacak ve artık “işe gitmek” gerekmeyecek.
1970de yazdığı “Gelecek Şoku” kitabıyla, gelecek bilimi olarak da adlandırılan “fütürolojinin” öncülerinden olan 82 yaşındaki Tofflerın, kitabının yayınlanmasının 40. yıldönümü nedeniyle bir ekiple birlikte hazırladığı rapordaki tahminlere göre, Güney Afrika önemli bir ekonomik gelişme kaydederken, Ortadoğuda dini ve etnik hareketlerden kaynaklanan karışıklıklar hakim olacak.
ABDnin başkenti Washingtonda düzenlenen bir toplantıda açıklanan “Gelecek 40 Yıl için 40 Tahmin” adlı rapora göre, giderek daha fazla insan, büyük üretici ve dağıtıcılara daha az bağımlı olmak için kendi sebzelerini yetiştirecek ve kendi gıdalarını üretecek.
Yüksek hızlı internet standart olacak ve bu sayede yaygınlaşacak videokonferans sayesinde çalışmak için artık büroya gitmeye hiç gerek kalmayacak ve insanlar dünyanın neresinde olursa olsunlar çalıştıkları işlerini yapabilecekler.
Kuzey Kore ve İran gibi sadece bir avuç ülke “haydut devletler” olarak değerlendirilmeye devam ederken, dünyanın en büyük ekonomik gücü haline gelecek olan Çin, faiz oranlarını etkilemek için Brezilya ve Hindistan ile enerji ihtiyacını karşılamak için de Venezuela ve bazı Afrika ülkeleriyle işbirliği yapacak.ABD, ÇİNE BAĞIMLI HALE GELECEKGelecek 40 yılın tahminine göre, ABD de, yenilenebilir enerji sistemleri, melez motorlu otomobil, radar ve silah üretebilmek için gerekli olan yeni değerli metaller nedeniyle Çine bağımlı olacak.
Alternatif enerji biçimlerinin gelişmesi dolayısıyla Suudi Arabistan, İran, Irak ve Körfez ülkeleri ile Rusya ve Venezuelanın “fosil yakıtlar sonrası dünyanın kaybedenleri” olacağı kaydedilen raporda, Hristiyanlığın güney yarıküre ülkelerinde yayılırken, daha fazla sayıda Müslümanın Batı ülkelerine göç edeceği tahmin ediliyor.
Tofflerın öngörülerine göre, iklim değişikliği çatışmalara yol açacak, buzulların erimesi yeni petrol ve mineral zenginliklerinin keşfedilmesini sağlayacak. Suların yükselmesi, deniz kıyıları boyunca yaşayan halkın kitleler halinde başka yerlere göçüne yol açacak.
Nüfusun giderek yaşlanması nedeniyle ihtiyarların bakım giderlerinin dörde katlanacağı ve Amerikan yaşam sigortası sistemlerinin bugünkü şekliyle devam edemeyeceği öngörüsünde bulunan Toffler, yeni sigorta sisteminin ne olacağının bilinmediğini, ancak toplumun ihtiyaçlarına uygun bir biçimde olacağını belirtiyor.
Gelecek 40 yılın tahminine göre, kadınlar, şimdiye kadar görülmemiş bir oranda önemli görevlere gelecekler.GIGABYTE YERİNE PETABYTEToffler ve ekibi, bilgi iletimindeki hızın artışı dolayısıyla, dünyanın, gigabyte üzerinde bir veri depolama birimi ve bilişim kuvveti olan “petabyte kainatına” gireceği öngörüsünde de bulunuyor.
Alvin Toffler, Gelecek Şokunda yazdıklarıyla, bilim ve teknolojinin çok hızlı gelişeceğini, bu nedenle insanların çoğunun bilgi bombardımanını sindirmekte güçlük çekeceğini ve gerçek yaşamla bağlarını koparmaya çalışacaklarını önceden kestirmişti.
Tofflerın, kitabında bilgi iletiminde hızın artacağı, eşcinsel evliliklerin gündeme geleceği ve çevre felaketlerinin çoğalacağı gibi başka öngörüleri de doğru çıkmıştı.
Sosyolog Tofflerın birçok dile çevrilen kitabı, şimdiye kadar 6 milyondan fazla sattı.
Zirve Yayınevinden kan donduran fotoğraflar

Türkiye, 18 Nisan 2007 günü Malatyada yaşanan vahşetle sarsıldı. Zirve Yayınevini basan grup, misyonerlikle suçladıkları 3 kişiyi hunharca öldürdü. Katil zanlılarının 1 gün sonraki tatbikat görüntülerine ulaşıldı.
KATLİAMI BÖYLE ANLATTILAR
HALA KARANLIKTA2007 yılı Nisan ayı… Türkiye Köşke kimin çıkacağı tartışmalarına kilitlenmişken Malatyada yaşanan dehşet adeta deprem etkisi yarattı. 5 genç, Zirve Yayınevini basmış, misyonerlikle suçladıkları Alman uyruklu Tilman Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yükseli boğazlarını keserek öldürmüştü. Binadan atlayan Emre Günaydın (1988) yaralı halde bulundu. Abuzer Yıldırım (1988), Cuma Özdemir (1987), Salih Gürler (1987) ve Hamit Çeker (1988) bıçaklarla yakalandı.Yıl 2010… 29 duruşma geride kaldı, dava karar aşamasına geldi. Cinayetin perde arkasının aydınlatılması için çalışmalar halen sürüyor. Katliamın Ergenekon ve Kafes Eylem Planı ile bağlantısı araştırılıyor. Son duruşmada, çarpıcı bir olay yaşandı. Azmettirici olarak suçlanan Varol Bülent Aral, tanık ifadesi sonrası tutuklandı. Ve Akşam Gazetesinden Devrim Tosunoğlu, Malatya Katliamına ilişkin çok çarpıcı tatbikat görüntülerine ulaştı. O karelerde, bir gün önce 3 kişiyi gözlerini kırpmadan öldüren 4 genç, yaptıklarını anlatıyor. Emre Günaydın ise 1 ay sonra aynı mekânda cinayetlerle yüzleşiyor.
EMRE GÜNAYDIN Boğaz kesemem, kalbine saplarımCinayet sonrası, 3. kattan atlayıp yaralanan Emre Günaydın, 1 ay sonra olay yerinde ifade verdi. Suçlamaları reddeden Günaydın, bir sigara içti ve şunları söyledi:- Abuzerle geldim, sonra arkadaşlara gelin diye mesaj çektim. Zili çaldık. Kapıyı biri açtı. Girince Necati ile merhabalaştık. Sohbet etmeye başladık. Uğur ve Necati önümüzde oturuyordu. Ben bağırırlarsa ağızlarına şey yapayım diye lavabodan havluyu aldım. Elimde bıçakla geldim. Yat dedim, Abuzer silah çıkardı. - Aramızda Hıristiyanlıkla ilgili konuşmalar oldu. Lozan Antlaşmasına göre bu tür faaliyetlerde bulunmanız yasak değil mi? dedim. 953 kiliseniz var dedim, inkâr etmedi. Necatiyi yatırdım boğazına bıçağı dayadım. Bıçağı geniş salladım. Almanın elinde küçük bir sustalı bıçak vardı. Geri çekildim kendimi korudum. Abuzer ile Hamit onu yakaladı. Yere yatırdılar. Üçünün ellerini bağladık. - Abuzer, Necatinin ağzına vurdu. Bayılmış gibiydi. Almanı yatırmadan önce elimdeki havluyu boğazına dayayıp ters yatırmak istedim. Hepsinin elleri ayakları bağlı. Abuzerin Sen ne yaptın deyip Necatiye bıçak soktuğunu biliyorum. TADİLAT VAR YAZMIŞ- Kana karşı biraz şeyim var, bakamadım. Almana Fuhuşa düşürdüğünüz kızların hesabını size Allah soracak, ben değil dedim, tokat attım. Salih koşarak Almanı devirdi. Abuzer ve Salih bıçakladılar. Uğurun beline Salihin bıçak sapladığını hatırlıyorum. Uğurun Mesih Mesih diye bağırdığını biliyorum. Cuma ile Hamit silahları tutuyordu. Almana bıçak salladım ama girmedi. Almana Hamitin bıçakla şey yaptığını biliyorum. Arkalarında kim olduğunu öğrenmeye çalıştım. Kimse rahatsız etmesin diye bilgisayardan tadilat var çıktısı aldım.TAVUK BİLE KESEMEM - Ben yapmadım. Tavuk kesmiş bir insan değilim. Kaldı ki boğazını niye keseyim abi? İkisini yere dizerim onunda kalbine, diğerinin de kalbine kalbine sokarım. İnsanlık dışı boğazını kesmek falan bu insan yani abi dayanılır mı boğazını kesmeye.- Salih Necatiyi boğarken ben Manyak mısın dedim. Arkalarında gizli servis varsa öğrenmeye çalıştım. Hepsini konuştuktan sonra internetten Kuran CDsi dinletecektim.
NASIL DÜŞTÜM BİLMİYORUM- Amacım öldürmek değildi arkalarında kim var öğrenmekti. Sonra zil çaldı. Abuzerin polis polis dediğini biliyorum. Camdan baktım. Aşağıdan yukarı bakıyorlardı. Sonra balkona geldim. Bunun vicdan azabını mı çekip acaba intihar mı ettim yoksa düştüm mü hatırlamıyorum.
ABUZER YILDIRIM Böyle olmayacaktı böyle dememişlerdi- Sabah iki kez geldik kimse yoktu. Üçüncü gelişimizde biri açtı kapıyı. Salih ve diğerleri aşağıdaydı. Yukarı çıktılar. Uğur, Necatiyi aradı o da geldi. Sohbet ettik. Diğer odadan Salih girdi, Uzun boylu olanda silah var, gidelim dedi. Necati, Hıristiyan olursanız evlatlarınız için iyidir dedi. Müslüman çocuklarının öldürüleceğini söyledi.ÇOCUKLARIMIZI ÖLDÜREMEYECEKLER- Emre, Almanın boynuna bıçak dayadı. Kimse çocuklarımızı öldüremez dedi. Uğur, arkamdan bir tane vurdu. Salih, Uğuru yatırdı. Üzerimizde kurusıkı vardı. Necatileri bağladıktan sonra misyonerlikle ilgili belge aramaya başladım. Çekmeceleri açtım. CDleri aldıktan sonra tekrar odaya gittim. Uğur bağlıydı. Hem bize Hıristiyanlık teklifinde bulunuyorsunuz, hem çocuklarımızı öldüreceksiniz hem de bana vurdun dedim eğildim. DAYANAMADIM OTURUP AĞLADIM- Uğura vurdum, ağzından elime kan geldi, midem bulandı. Lavaboya gittim. O sırada Emre geldi, eli kanlıydı. Ne oldu dedim. Çocuklarımızı öldürecekti, daha ölmeyecekler dedi. Odaya girdim Necatiyi yerde görünce ağladım diğer odaya kaçtım. Ağlayarak çekmeceyi açmaya çalıştım. Biran önce bilgileri alıp gitmek istedim. Hamit bir şey bulduğunu söyledi. Emre, Uğura Müslümansın, Sünnisin. Çocuklarımızı onlar gibi kesmezsin, niye Hıristiyan oldun diye sordu. Böyle dememişlerdi, böyle olmayacaktı.
SALİH GÜRLER- Hamit, Cuma ve ben çıktık. Abuzer ile Emre yayınevine çıkmıştı. Uğur aramıza oturdu. 2 dakika sonra yabancı uyruklu kişi geldi. Misyonerlikle ilgili konuşmaya başladık. Emre sigara izni istedi. Necati İçme, dayan gençsin dedi. Emre lavaboya gidip geri geldi. Yabancı uyruklu şahsın yanında bıçağı çekti. Gayri ihtiyari kalkıp bıçakları çektik. Cuma, Uğurun ellerini bağladı. Emre mutfaktan havlu getirip üçe böldü. Birini Uğurun, diğerini yabancı uyruklunun ağzına bağladı. Necati baygın yatıyordu. Ona bağlamadı. ABUZERLE EMRE BELGE ARIYORDU- Abuzer arka odada Emre ile bilgilere bakıp geri geldi. Emre, Uğura Seni araştırdım, bunlar gibi değilsin dedi. Uğur Kafama silahı daya rehine olarak çıkar dedi. Emre bana Necatiyi boğ dedi. Yerde ip vardı, aldım ama boğmadım. Emre yanıma gelip bıçağı sallamaya başladı.KANI GÖRÜNCE KENDİMDEN GEÇTİM- Kanı görünce kendimden geçer gibi oldum. Yabancı uyruklu kişinin yanına geldim, şoktayım. Emre yanına çağırdı. Tut dedi. Elimde bıçak vardı. Emre sallamaya başlayınca ben de bıçağı tuttum ama elimi kesti. Emreye çıkalım dedik, Hayır, ben bunların arasında devamlı bulundum beni tanıyorlar. Çok rahat bulurlar, öldürmem lazım dedi. Necati ile yabancı olanı öldürmüştü. Sonra Uğurun başına havluyu geçirdi. Bağırmasın diye üstüne çullandık. Polis geldi. Telaşa bindik. Hepsi balkona kaçtı. Emre düştü dediler, teslim olduk.
HAMİT ÇEKERÖldürmeden olmaz diyordu- SALİH, Abuzer, Cuma ve ben yan yana oturuyorduk. Emre karşımızdaydı. Bir süre konuştuk. Telefon çaldı. Necati telefondan sonra geldi. Onunla da tanıştık. Fikir tartışmaları yaşandı.- Emre köşeden giderek Necatinin üzerine atıldı, elinde bıçak vardı. Sonra Almanı yere yatırıp bağladı. İçeri gittim. Dolaplara, kutuya baktım. Abuzer bilgisayarlarla uğraşıyordu.ARKANIZDAKİ KİM? - Emre arkanızda kim var dedi. Uğur buranın kapatılacağını söyledi. O sırada kapı çaldı. Kadınla adam gelmişti. Arkadaşlardan birisi Kaçalım dedi. Emre Öldürmeden olmaz dedi. Salih iple Necatinin boğazını bağladı. Emre de bıçakla ensesine vurdu. Sonra Almana geldi, üstünü örttü. Uğurun sırtından bıçaklandığını gördüm ama kimin yaptığını hatırlamıyorum.
ÇELİK YELEKLİ KORUMA- 5 zanlı, çelik yeleklerle binaya getirildi. Tatbikat sürerken çevrede de geniş güvenlik önlemleri alındı.- 2 polis kamerası onlar vahşeti anlatırken her an kayıttaydı.- Zanlılar, bazen soğukkanlılıkla yaşananları anlattı, bazen sustular.- Her biri diğerlerini suçladı, kendisinin masum olduğuna ikna etmeye çalıştı.
KATA ATLADIM- İçeri geldiğimde Almanın kafasından kan akıyordu. Salih yanında duruyordu. Dedim ne yapıyorsunuz . Biz öleceğimize onlar ölsün dedi. Kapı çaldı, bir adamla kadın vardı. Yerde yatan Uğur, Xdir o deyip aradı, yanlış bilgi verdi, gittiler. - İçeri geldim Emre, Uğurun üzerine, Salih de öldürmesin diye Emrenin üzerine çöktü. Emre o sırada boynunu kesmiş. O sırada kapı çaldı, polis olduğunu görünce telaşlandım balkona kaçtım. Beyaz borudan tutunarak aşağı inecektim. Aşağı baktım, Emre yerde yatıyor. Millet toplanmış. Birinci katın balkonuna atladım. İki kadın vardı başımda sonra kapıdan çıkarken polisler yakaladı. - İlk geldiğimizde ben de silah vardı ikinci gelişimizde Emre aldı. Necatiyi Cuma bağlarken yanındaydı. Emre diğer yanda. Salih de diğer yanda bağlıyordu.
Kızıl Ajanın son açılımı

ABDde geçtiğimiz haziran ayında tutuklandıktan sonra temmuzda ülkesine sınır dışı edilen Rus “Kızıl Ajan” Anna Chapman bu kez de erkek dergisi Maxime verdiği pozlarla gündeme geldi.
KIZIL AJAN MAXİME SOYUNDU / FOTO GALERİ
ESKİ EŞİ KIZIL AJANIN ÇIPLAK FOTOĞRAFLARINI MEDYAYA SATTI
AJAN ANNANIN İSTANBUL FOTOĞRAFLARI
Beraberindeki 9 Rus ajanla birlikte dün Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev tarafından liyakat nişanına layık görülen 28 yaşındaki Chapman, Maxim dergisi için soyundu.
Rus güzel, derginin kapak fotoğrafında üzerindeki siyah jartiyer ve iç çamaşırıyla tabancalı poz verdi.
Soğuk Savaş dönemini anımsatan bir mahkum değişimi çerçevesinde, Chapmanin de aralarında bulunduğu 10 Rus ajanı, Batı lehine casusluk yapmakla suçlanan 4 Rus mahkumun serbest bırakılması karşılığında ABDden sınır dışı edilmişti. Popüler basın, bu ajanlar içinde güzelliğiyle dikkati çeken evlilik yoluyla İngiliz uyruğu bulunan ve eski kocasının çıplak fotoğraflarını yayımladığı Chapman ile günlerce ilgilenmişti.
Chapmanın şu sıralarda hayat hikayesini anlatan bir kitap yazdığı belirtiliyor.
Yakın çekim

İsveçli amatör fotoğrafçı John Hallmén, çocukluğundan beri takıntı haline getirdiği böceklere olan tutkusunu onların yakın çekim fotoğraflarını çekerek ortaya koydu.
Hallménin gösterdiği çabada en çarpıcı olan şey, böceklerin yakın çekimden görüntülerini elde edebilmek için tam üç yıl süren bir çalışma yapması. İsveçin Nackareservatet doğal alanında görüntülenen böcekler, fotoğraflarda insan gözünün göremediği doğal renklerini sergiledi.
BU FOTOĞRAFLARI ÇEKMEK ÜÇ YIL SÜRDÜ - FOTO GALERİ
Facebooktaki genç kız avcısı yakalandı

Sosyal paylaşım sitesi Facebookta tanıştığı Almanyada yaşayan genç kızları foto model yapacağını söyleyerek Antalyaya gelmelerini sağladıktan sonra bilgisayar, fotoğraf makinası ve cep telefonlarını çalan Ahmet Y. (28), İstanbulda gözaltına alındı. Polis, Ahmet Y.nin firari olarak aranırken Antalyadan kandırarak kaçırdığı 14 yaşındaki N.B.yi de ailesine teslim etti. Alman televizyonlarında da haber olan Ahmet Y.nin 30un üzerinde Alman uyruklu kadını dolandırdığı iddia edildi.
Antalya-Almanya hattındaki dolandırıcılık olayı iddialara göre şöyle gelişti:Almanyada doğup büyüyen 28 yaşındaki Ahmet Y., Antalyanın Alanya ilçesine yerleşti. Reklam ajansı kurup işleten Ahmet Y., Almanyada kurduğu internet sitesi aracılığı ile Facebookta tanıştığı kızlara 1500 Euro ücretle foto model olabileceklerini söyledi. Sözde eleme yapan Ahmet Y., seçilen kızlardan yanlarına yeni bir ipone telefon, diz üstü bilgisayar ve yeni bir fotoğraf makinası alarak Antalyaya gelmelerini istedi. Tüm masrafları karşılayacağını söyleyen Ahmet Y., dolandıracağı Alman kızlara Siz gidiş dönüş uçak biletlerinizi kendi paranızla alın. Ben burada size ödeme yapacağım dedi.Model olma hayali ile yollara düşen Alman kızları havalimanında karşılayan ve otellerine yerleştiren Ahmet Y., daha sonra Özel bir program yerleştireceğiz diyerek kızların getirdiği fotoğraf makinası, cep telefonu ve bilgisayarları aldı ve ortadan kayboldu. Dolandırdığı kızlarla daha sonra Facebook üzerinden irtibat kuran Ahmet Y. onlara Siz ülkenize dönün. Ben elektronik eşyalarınızı arkanızdan göndereceğim dedi.Almanyaya dönen 30 mağdur dolandırıldıklarını anlayınca polise müracaat etti. Bu olayın Alman televizyon kanalarında yayınlanmasının ardından Antalyaya gelen Natalia Bohn ve Nina Hauck da Türk polisine müracaat etti.FİRARİ OLARAK ARANIRKEN KIZ KAÇIRMIŞDolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerinin aradığı sırada Ahmet Y.nin Antalyadan 14 yaşında bir kızı kandırarak kaçırdıktan sonra İstanbula getirdiği belirlendi. Ahmet Y.nin dolandırıcılık olaylarında kullandığı sitesine foto model olmak isteyen genç kız gibi giren dedektifler onunla Kartalda buluşmak üzere randevulaştı. Ancak buluşma yerinde polisi fark eden Ahmet Y. kaçtı. Bu sırada kaçırılan 14 yaşındaki N.B.nin annesini arayarak Kurtarın beni telefonu üzerine, tekrar operasyon düzenlendi. Bu telefonun edildiği yeri belirleyen dedektifler, Tarabyada bir eve baskın yaptı. Baskında Ahmet Y. gözaltına alındı. Evde zorla tutulan 14 yaşındaki N.B., e kurtarıldı.Yankesicilik Dolandırıcılık Büro Amirliğinde sorgulanan Ahmet Y.nin dolandırdığı kızları daha sonradan arayarak 300 Euro verin eşyalarınızı geri vereyim dediği öğrenildi. Ahmet Y. dolandırıcılık ve yaşı küçük kız kaçırmak suçlarından Sarıyer Adliyesine götürüldü.
Yarısı çıplaktı sözüne ölüye hakaret cezası

Eski BAŞKENTGAZ Genel Müdürü Veysel Karani Demir, Ankarada 7 öğrencinin öldüğü doğalgaz faciasıyla ilgili basın toplantısında, ölen gençlerin hatırasına hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada, 2 bin 900 lira adli para cezasına çarptırıldı.
Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın karar duruşmasına, tutuksuz sanık Demir katılmazken, avukatı Ahmet Murat Malkoç ve şikayetçi avukatı Utku Emre Ses katıldı.
Cumhuriyet Savcısı Fuat Hazer, önceki celse vermiş olduğu esas hakkındaki görüşü doğrultusunda, sanık Demirin cezalandırılmasını talep etti.Avukat Ses de sanığın cezalandırılmasını isterken, avukat Malkoç ise müvekkilinin beraatına karar verilmesini istedi.
Yargıç Kürşat Hamurcu, sanık Demiri, TCKnın 130/1. Maddesinde düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçundan 90 gün hapis cezasına çarptırdı.Atılı suçun, birden fazla kişiye karşı işlenmesi ve basın yoluyla yapılması gerekçesiyle cezayı 145 güne çıkartan Hamurcu, daha sonra bu cezayı da 2 bin 900 lira adli para cezasına çevirdi.
İddianamede, eski BAŞKENTGAZ Genel Müdürü Demirin, Ankarada 7 öğrencinin öldüğü doğalgaz faciasıyla ilgili basın toplantısında, toplantının amacına uygun olmayan, kişisel saptamalarda bulunarak, vefat edenlerin hatıralarına hakaret ettiği ifade edilmişti.
Eylemin, birden fazla kişiye karşı, tek fiille işlendiği belirtilen iddianamede, Demirin TCKnın ölen kişinin hatırasına hakaret suçunu düzenleyen maddeleri uyarınca 4 yıla kadar hapsi istenmişti.
Son altı ayında çocuklarının hayatını değiştirdi

İngiliz 5 çocuk annesi Justine Hargreaves, kanserle mücadelesini kaybetti ama çocuklarına inanılmaz bir hediye bıraktı. Onlara yaşam koçluğu yapacak önerilerden oluşan bir günlük yazdı ve ihtiyaçları için düzenlediği kampanya ile yardım topladı.
Justine Hargreavese (38) kanserle ilk kez 2007 yılında tanıştı. Boyun kanserine yakalanmıştı. Tedavi oldu, iyileşti ancak hastalık geçtiğimiz yıl yeniden ortaya çıktı. Kanser bu kez sıçrama yapmış ve tüm vücuduna yayılmıştı.
Sadece 6 ay ömür verilen talihsiz kadın, hastalığının kötüye gittiğini öğrenir öğrenmez yaşları 6 ile 17 arasında değişen 5 çocuğu için hazırlık yapmaya başladı. İlk iş olarak onlar için yol gösterici bir günlük hazırladı. Bu günlükte kendi deneyim ve öngörülerine yer verdi:
Günlükte, “Herkes hata yapar ama önemli olan hatalardan ders almak ve yola devam etmek.”, “Aranızdan her kim kendini mutsuz ve kötü hissediyorsa, diğerleri hemen yardıma koşsun.”, “Kendinizle ve ailenizle gurur duyun” gibi mesajlar sıraladı.
Justine, kendi ailesine ise çocuklarının doğum günlerinde alınacak hediyelerin listesini bıraktı.
Justine, bununla da yetinmedi, bir kampanya düzenledi. Bu kampanya ile çocuklarının ihtiyaçları için kullanılacak 20.000 pound gibi bir para toplanmasını sağladı.
Ne yazık ki hastalığı daha fazla yaşamasına izin vermedi ve Justine geçtiğimiz pazar günü hayata gözlerini yumdu.
Ölümüyle sevdiklerini yasa boğan Justine için en yakın arkadaşı Victoria Tierney, “Justine çok cesur bir kadın. Çocukları için çok doğru birşey yaptı.” yorumunu yaptı.
Justinein çocukları Jade (17), Sam (10), Nathaniel (9) ve ikizler Coral ve Cristal (6) ya şimdi Justinein kız kardreşi bakıyor. Kız kardeşinin de 12 ve 10 yaşında iki çocukları var.
Köşkte bir ilk daha

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, resmi ziyaret için Türkiyeye gelen Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulffu, Çankaya Köşkünde resmi törenle karşıladı. Törende bir de ilk yaşandı. Wulffu resmi törenle karşılayan Cumhurbaşkanının yanında eşi Hayrünnisa Gül de vardı. Hayrünnisa Gül, ilk kez kırmızı halıda yürüyerek resmi karşılama törenine katıldı.
KÖŞKTE BİR İLK DAHA / WEB TVGÜLÜN EŞİ DE İLK KEZ KIRMIZI HALIDA YÜRÜDÜ / Foto Galeri
ALMAN CUMHURBAŞKANINDAN TARİHİ KONUŞMA
Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrunnisa Gül, konuk Cumhurbaşkanı Wulff ve eşi Bettina Wulffu tören alanında, araçlarından inişlerinde karşıladılar.
İki ülke milli marşlarının, 21 pare top atışı eşliğinde çalınmasının ardından, Wulff Onur Kıtasını Merhaba asker diyerek selamladı.Hayrunnisa Gül ve Bettina Wulff, eşlerinin Onur Kıtasını denetlemesi sırasında arkalarından yürüdüler.
Daha sonra Cumhurbaşkanı Gül ve Almanya Cumhurbaşkanı Wulff, eşleriyle birlikte Çankaya Köşkünün Büyük Şeref Kapısı önünde gazetecilere poz verdiler.
Her iki Cumhurbaşkanı ve eşleri, Cumhurbaşkanı Gülün makam odasının balkonuna çıkarak, bir süre Ankara manzarasını seyrettiler ve sohbet ettiler.
Törene TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil, Devlet Bakanı Faruk Çelik, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsenin de aralarında bulunduğu protokol katıldı.
Resmi karşılama töreninin ardından baş başa görüşmeye geçen Gül ve Wulff, heyetlerarası görüşmelere başkanlık edecekler ve ortak basın toplantısı düzenleyecekler.
Erdoğan Gülüp geçiyorum

Başbakan Erdoğan Esenboğa Havaalanında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbakan Recep Erdoğan Esenboğa Havalimanında gazetecilerin sorularını yanıtladı. HSYK seçimlerindeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Ben böyle bir yaklaşım tarzına gülüp geçiyorum. 12 bine yakın hakim savcı seçime giriyor, oy kullanıyorlar. Seçilenleri de YSK Başkanı bizzat ilan etti. Ne Adalet Bakanlığının ne de farklı bir şekilde dahlin olması söz konusu değil.” dedi.
Erdoğan, Finlandiyaya gidişi öncesinde düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, Necmettin Erbakanın 80 küsur yaşından sonra aktif siyasete geri dönmesini nasıl değerlendirirsiniz? Sayın Erbakanı aradınız mı, mesaj gönderdiniz mi veya ziyaret etmeyi düşünüyor musunuz? şeklindeki sorusu üzerine, Bu şekilde bir soruya benim ancak vereceğim cevap hayırlı olsun demektir. Mesajımızı da arkadaşlarımız geçmişler. Yani durum budur, tablo budur, İnşallah ilk fırsatta biz de telefonla arayıp kendilerini ayrıca tebrik ederiz dedi.
Erdoğan, Irak Başbakanı Malikinin bölgedeki ülkelerle temaslarının olduğunu ve son olarak İrana gittiğinin anımsatılarak Türkiye ile de temasının söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine, Perşembe günü bizi ziyaret edecekler. Beraber bir yemeğimiz olacak ve Iraktaki gelişmeleri kendisiyle değerlendireceğiz karşılığını verdi.
Başbakan Erdoğan, dün Diyarbakırda başlayan KCK davasında savunmaların Kürtçe yapılmasının talep edildiğini, mahkemenin ise bu talebi reddettiğinin hatırlatılması üzerine de, Yargı sürecindeki böyle bir meseleye bizim dahilimiz söz konusu olamaz. Kaldı ki, bununla ilgili olarak da yargı kararını vermiştir, cevabını vermiştir, olamayacağını söylemiş, reddetmiştir yanıtını verdi.
“ZİRVEYE KATILACAĞIM”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistandaki Akdeniz İklim Değişikliği Zirvesine yeni bir gelişme olmazsa katılacağını bildirdi. Finlandiyaya en son 1978 yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevitin, üst düzey bir ziyarette bulunduğunu anımsatan Erdoğan, 32 yıldır Finlandiyaya başbakan düzeyinde bir ziyaret gerçekleşmediğini söyledi.
Türkiye ile Finlandiyanın pek çok konuda işbirliği yaptığını, iki ülkenin görüşlerinin örtüştüğünü ve Türkiyenin AB üyeliğine Finlandiyanın sürekli olarak destek verdiğini söyleyen Erdoğan, iki ülke arasındaki dostluk temellerinin 1924 yılında imzalanan dostluk anlaşmasıyla atıldığını ve o tarihten itibaren ilişkilerin dostluk zemininde geliştiğini belirtti.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen ve Meclis Başkanı Sauli Vainamo Niinistö ile Finlandiya Başbakanı Mari Kiviniemi ile Finlandiya Dışişleri Bakanı Alexander Stubb ile bir araya geleceğini bildiren Erdoğan, temasları çerçevesinde Türkiyenin AB üyelik müzakerelerini görüşeceklerini, Kıbrıstaki son gelişmeler ile enerji, güncel uluslararası ve bölgesel konuların ele alınacağını ifade etti.
Erdoğan, Finlandiya ile Kosova ve Afganistan gibi ülkelerde NATO çerçevesindeki işbirliğinin de görüşmelerde ele alınacağına işaret ederek, iki ülke arasındaki demokrasi, insan hakları, saygı ve hukukun üstünlüğü noktasındaki müşterek uluslararası atılacak adımların değerlendirileceğini söyledi.Finlandiyadaki resmi program dışında Helsinkide bulunan Tatar Türkleri İslam Cemaatinin kendisini ziyaret edeceğini de belirten Erdoğan, yarın akşam Türkiyeye döneceğini bildirdi.
Başbakan Erdoğan, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahunun, Yunanistandaki Akdeniz İklim Değişikliği Zirvesine katılması halinde zirveye katılmayacağının Yunanistana bildirildiği yönündeki haberlerin anımsatılması üzerine Erdoğan, konuyu Dışişleri Bakanlığından öğrendiğini ve bunun üzerine Yunanistana Netenyahu, Akdeniz İklim Değişikliği Zirvesine katılacaksa orada benim olmam söz konusu değil açıklamasında bulunduğunu söyledi.
Malta Başbakanı ve kendisinin ana konuşmacı olarak davet edildiğini anımsatan Erdoğan, Netenyahunun Akdeniz İklim Değişikliği Zirvesine katılmayacağına dair haberi aldık. Şu anda yeni bir gelişme olmazsa, Yunanistandaki zirveye katılacağım dedi.
Ak Parti Milletvekili Halide İncekaranın yetenekli ve üstün zekalı çocukların Kanada ve İsrail tarafından toplandığı yönünde açıklamalarda bulunduğunun anımsatılması üzerine de Erdoğan, kendisine bu konuda gelmiş bir bilimsel ve kesin tespitin bulunmadığını kaydetti. Erdoğan, Halide Hanım niye böyle söyledi bilemiyorum, böyle bir tespiti İçişleri Bakanı yapar, bize gelmiş bir bilgi söz konusu değil diye konuştu.
UYUM YASASI ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Erdoğan, Yüksek Askeri Şura kararlarının yargı denetimine açılmasının ardından, Türk Silahlı Kuvvetlerinden uzaklaştırılmış bin 637 subay ve astsubayın uyum yasası beklediğinin anımsatılması üzerine de uyum yasalarıyla ilgili teknik kadroların çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.
“GÜLÜP GEÇİYORUM”
YARSAVın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği için yapılan seçimin iptalini istediğinin anımsatılması üzerine de Erdoğan, şunları kaydetti:Böyle bir yaklaşım tarzına sadece gülüp geçiyorum. Türkiyede 12 bine yakın hakim ve savcı bir seçime giriyor, oy kullanıyorlar ve oy kullandıkları insanlar Türkiyenin değişik yerlerinde birinci derece hakim, savcı. Edirneden tutun Rizeye kadar birinci derece hakimler, savcılar var. Gerek adli, gerek idari 200e yakın aday vardı seçimde. Bu adayların içerisinden böyle bir seçim yapılıyor, neticede 7 asıl adli, 3 asıl idari yargıdan olmak üzere 10 isim seçiliyor, bu seçim bu şekilde bittikten sonra yeni bir yakıştırma esasına giriyorlar. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı bizzat seçim neticelerini açıkladı, ilan etti. Adalet Bakanlığının seçimlere farklı bir şekilde dahli olması söz konusu değil. YARSAV kendisinin böyle bir gayret içerisinde olduğunu, meşru olarak aday göstererek, açıkladı, üyeleri arasından adayları vardı. Adalet Bakanlığının böyle bir çalışma yapması söz konusu olamaz. Adalet Bakanlığının içinden 1-2 tane birinci sınıf hakim aday olmuştur, seçilmişlerdir. Bu onların yasal hakkıdır, yasal olarak buna mani bir hal yoktur. Adalet Bakanlığında olan her görevlinin Yargıtaya da Danıştaya da zaten seçilme hakları var ayrıca ve bugüne kadar Yargıtayda, Danıştayda bulunan birçok üyenin Adalet Bakanlığından gelip geçtiğini görürsünüz.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, türban konusuyla ilgili olarak TBMMde grubu olan siyasi partilerle yapılacak müzakerelerle konunun çeşitli yönleriyle ele alınacağını belirterek, Kamusal alan neresidir, neresi değildir, bunların hepsinin görüşmelerde müzakeresi yapılır, gerekli adım atılır dedi.
Erdoğan, Finlandiyaya gidişi öncesinde düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.Başbakan Erdoğan, türban konusuyla ilgili yarın grup başkanvekilleri arasında görüşmeler olacağını anımsatarak, Siz ne düşünüyorsunuz, Türkiye bu sorunu çözmeye yakın mı? sorusu üzerine de, Önce tabii başörtüsü diyelim şuna, türban demeyelim dedi.
Başörtüsü konusuyla ilgili olarak biliyorsunuz, halk oylaması sürecinde ana muhalefet lideri, sürekli bu konuyu gündeme getirdi diyen Erdoğan, kendisinin de bugünden tezi yok, hemen TBMM Başkanlığına müracaatı yapalım önerisini getirdiğini hatırlattı. Konuyla ilgili olarak da 13 Eylülde bunun adımının atılabileceğini söylediklerini, TESKin kongresi öncesinde de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya gelme durumlarının olduğunu, orada da bunu müzakere ettiklerini dile getirdi.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:Ve hiç zaman kaybetmeyelim, ben talimatımı veriyorum, siz de talimatınızı verin, hemen arkadaşlarımız çalışmaya başlasınlar ve birinci derecede de Cumhuriyetin bu konuda en önemli kurumu biliyorsunuz Diyanet İşleri Başkanlığımızdır. Diyanet İşleri Başkanlığının bu konuda geçmişte çalışmaları vardır, yeni çalışmalar yapar ve işin bir defa inanç boyutunu ortaya çıkarmak lazım. İnanç boyutu bunun ortaya çıktığı zaman yani bu başörtüsünü örtenler inancı nedeniyle mi örtüyor, siyaseten mi örtüyor, başka nedenlerle mi örtüyor, bunlar ortaya çıkacaktır.Bunun yanında ayrıca sizler kimlere inanıyor, kimlere güveniyorsanız, onlardan da olabilir yani, bilgiler alabilirsiniz. Aynı şekilde biz de başka çalışmalar yaptırabiliriz. Çünkü işin özgürlükler boyutu var. İnanç özgürlüğü boyutu var, eğitim özgürlüğü boyutu var, bütün bu özgürlükler nokta-i nazarından da bu değerlendirilebilir. Batıyı inceleyelim, Amerikadan, tüm Avrupa ülkelerine varıncaya kadar bunların da incelemesi yapılabilir. Nasıl bakıyorlar bu işe, oraları da görelim ve kendi değer yargılarımız açısından olayı değerlendirelim, hiç vakit geçirmeden bu sorunu artık masadan kaldırıp atalım.
KİMSE BİRBİRİNİ SUÇLAMASIN
Baktık ki hala oyalama devam ediyor, en son Kızılcahamamda artık arkadaşlarımıza gerekli talimatı verdik diyen Erdoğan, grup başkanvekilleri olarak ana muhalefet başta olmak üzere MHP ve BDPden de randevu talep edilmesini istediğini söyledi.Bu bağlamda müşterek bir çalışma yapılması ve bu çalışmanın olgunlaştırılmasından sonra da hemen adımın atılarak sorunun ortadan kaldırılması isteğinde olduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
Ve bu görüşmeler neticesinde ortaya hangi tablo çakacaksa bunu da kamuoyuyla paylaşacağız. Yani kimse, Bu, AK Partinin bir projesidir diyemez, dememeli. Biz istiyoruz ki, TBMMde grubu bulunan 4 parti bir araya gelerek bu adımı atalım. Ve kimse de birbirini suçlamasın.
Şunu da söylüyorum, bizim Ak Parti olarak bağcı ile işimiz yok. Biz üzümü yiyelim istiyoruz. Bağcı dövmek gibi bir derdimiz asla olmayacaktır. Bağcı, gerekirse CHP olsun, biz ne gerekiyorsa ona hizmette her şeyi verelim. Her türlü desteği verelim ve bu sorunu da ortadan kaldıralım.
KAMUSAL ALAN 7 YIL ÖNCE ÇIKTI
Başbakan Erdoğan, bir başka gazetecinin, Dün CHP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay, başörtüsünün kamusal alana taşınıp taşınmaması konusunda bir sorumuz var ve hala bir açıklık getirilmedi diye bir soru yöneltti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? şeklindeki sorusuna Şimdi bunların hepsi, o söylediğimiz zeminde konuşulacak, tartışılacak mevzulardır yanıtını verdi.
Kamusal alanın Türkiyenin gündemine ne zaman girdiğine bakıldığında 7 yıl öncesinin görüleceğini ifade eden Erdoğan, şöyle dedi:7 yıldan önce Türkiyede bu konuyla ilgili kamusal alan diye bir ifade hiçbir zaman kullanılmamıştır. Daha sonra gündeme girmiş ve bu konu tartışılmaya başlanmıştır. Kamusal alan neresidir, neresi değildir, bunların hepsinin bu görüşmelerde müzakeresi yapılır, gerekli adım atılır. Özgürlükler nereye kadar var, bunun sınırı nedir, bunların hepsi tartışılır. Özgürlükler açısından kamusal alan, özgürlükleri kısıtladığı alanlar nereleridir, bunları da bir öğrenmemizde fayda var, görmemizde fayda var diye düşünüyorum.


